Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar

Silvia Federici

Çev. Bilge Tanrısever

Beş yüz yıldan uzun zaman önce kadınlar cadı oldukları iddiasıyla avlanıp yakılıyordu. Bugün kadına yönelik giderek artan şiddet ve hatta yeni cadı avları geçmişin izlerinden yürüyor. Topraklarına el koymak için yaşlı komşusunu veya akrabasını asılsız suçlarla ihbar eden bir genç… Az çeyiz getiren karısını öldüren bir koca… Ortak olanları ve cinsel haklarını savunan kadınları evlerinden sürgün eden yerel otoriteler… Mikro-kredilerle toprakları ipoteklemeyi ve yeni çitleme biçimlerini teşvik eden uluslararası kurumlar… Hep birlikte yeni bir ilksel birikim, kapatma ve mülksüzleştirme sürecini örüyorlar. Cadı avlarının tarihini ve mantığını, halen sürmesini sağlayan sayısız yöntemi ve kadına yönelik yeni şiddet biçimlerini anlamaya davet eden Federici, cadıların tarihinin sessizliğe gömülmesine izin vermiyor. Ancak hafızamızı güçlü tutarak cadılık suçlamalarıyla öldürülen kadınların yazgısının tekrarını engelleyebilir, bu şiddete karşı direniş biçimlerimizi ortaklaştırıp yaygınlaştırabiliriz. İşte bu yüzden Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar’ı “Bizler yakamadığınız cadıların torunlarıyız!” diyen herkes okumalı.

Mekruh Kadınlar Mezarlığı

Ayla Kutlu

Doğanın üretmeye güdülenmiş sonsuzluğundan,

Zamanın taşımaktan bıkmadığı sabrından,

Yaşanan an’ın algılanamayan sarmalından,

Dişiliğin yaşamı sürgit coşturan yaratıcılığından,

Erilliğin hem hoyrat hem incinir gücünden,

Gerçeğin masallaşmış kalıntılarından,

Utangaç, kuşkucu, küskün ve hızlı erir bir gölge gibi hayallerden,

Ve… Bal tadındaki dilden,

Sağılarak, özeyerek “Ayla Kutlu” ustalığıyla oluşturuldu bu yedi öykü.

1996 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Mekruh Kadınlar Mezarlığı’ndaki yedi öykü bizim coğrafyamızdan fakat evrensel öyküler. Kadınların deneyimleri de öyle değil mi? Özgürlük ve varlık gösterme mücadelesinin mekruh kadınlar mezarlığına çıktığı bir dünyada bize düşen, cesaretimizi kuşanıp mekruh kadınlar mezarlığındaki kadınları yalnız bırakmamak, haklarını aramak ve hatıralarını yaşatmak.