
Feminizmi Düşünmek
Şirin Tekeli
Feminizmi Düşünmek, Türkiye’de feminist hareketin öncü isimlerinden biri olan Şirin Tekeli’nin dönemlere ayırıp, bir araya getirdiği yazılarından oluşuyor. Kendisini “feminist kadın hareketinin en yaşlı üyelerinden biri” olarak tanımlayan Tekeli, YÖK’ün kurulmasından sonra üniversiteden istifa ederek, oluşmaya başlayan yeni kadın hareketinin bilfiil içinde oldu. Kadın hareketinin 80’lerdeki eylem yıllarını, 90’lardaki örgütlenme aşamalarını yaşadı; eylem içinde olduğu yıllarda toplumun her alanında hareketin temsilciliğini yaptı, değişik platformlarda Türkiye’deki kadın sorununu tüm boyutlarıyla dile getirdi. Mor Çatı Sığınmaevi Vakfı’ndan KA-DER’e; Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’ndan Winpeace Türk-Yunan Kadınları Dostluk Girişimi’ne kadar uzanan birçok kadın örgütlenmesinin kuruculuğunu yaparken, bu örgütlerin eylemlerinde de bir aktivist olarak yeralan Şirin Tekeli’nin bu kitaptaki yazıları bu anlamda da tarihe tanıklık ediyor.

Tante Rosa
Sevgi Soysal
İlk yayımlandığında “yerli” olmamakla eleştirilen Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın, sinemaya da uyarlanan en özgün eseridir. Bir roman bütünlüğüne sahip olacak şekilde birbirine ustalıkla bağlanmış on dört hikayenin ana konusu kadınlık ikilemleridir. Sevgi Soysal’ın, o kendine özgü ironisiyle anlattığı Tante Rosa, yaşamın kurallarına ve sınırlandırmalarına başkaldıran, ancak kadınlığına hapsolduğu için hep yenilen biridir. O, “bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır.”

Evler, Cinler, Perdeler
Lyudmila Petruşevskaya
Çev. Ayşe Hacıhasanoğlu
Rus edebiyatının yaşayan efsanesi olarak kabul edilen Lyudmila Petruşevskaya, “yaşamın gölgesi”nin üzerine düştüğü insanların –özellikle de kadınların– yazarıdır. Yaşamın zorlukları, tuhaflıkları ve gizemi karşısında şartlar ne olursa olsun ayakta kalıp yola devam etme gayretindeki insanların öykülerini bazen gerçeklik içinde bazen de gerçekliği aşarak âdeta masalsı bir dünyada anlatır. Bu dünyada, sıradan ile sıradışı arasındaki görünmez perdeyi her aralayışında yeni, taze bir ışığın yenilmez insan iradesi üzerindeki yansımasını benzersiz bir biçimde, nakış gibi işler. Petruşevskaya’nın öyküleri aynı zamanda, hem etimize batıp canımızı acıtan hem de ruhlarımızdaki irini akıtan bir iğne gibidir.
Evler, Cinler, Perdeler adıyla bir araya getirilen bu öyküler ile “fantastik gerçekçilik” diyebileceğimiz bir türün kendisine has örneklerini veren Petruşevskaya, Ayşe Hacıhasanoğlu’nun Rusça aslından çevirisiyle ilk kez Türkçede okurlarla buluşuyor.

Yeryüzü Ayetleri
Furuğ Ferruhzad
Çev. Makbule Aras
herkes biliyor
herkes biliyor
simurgların sessiz ve soğuk rüyasına yol bulduğumuzu
gerçeği bahçede
adsız bir çiçeğin utangaç bakışında
ve ölümsüzlüğü
iki güneşin birbirine bakıp daldığı
sonsuzluğun bir ânında bulduk biz
“Benim için en önemli şey şiirdir. Ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur. Hayatıma vermek zorunda olduğum yanıtların en önemlisidir aynı zamanda.” (Furuğ)
“Furuğ’un konuları genellikle hayat, ölüm, mutluluk, keder, doğanın güzelliği, toplumsal baskı ve çirkinlikler, umut, umutsuzluk gibi evrensel temaların yanı sıra, kadın ve sevişmenin mistik güzelliğini de kapsar.” (Ayten Mutlu)
